Dopingin Hukuki Boyutları

GİRİŞ

Doping, sporcunun müsabakalarda performansını olduğundan yüksek düzeye çıkarmak için yetkili spor teşkilâtlarının kurallarına aykırı şekilde yasaklı maddeleri veya yöntemleri kullanmasıdır[1]. Bunun yanı sıra Dünya Dopingle Mücadele Kodu (WADC) ve Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı (TDMT) ile dopingin daha geniş bir tanımı yapılmıştır. Doping kullanımı, eşitlik ve fair playi ihlâl etmesinin yanı sıra aynı zamanda sporcuların sağlığında da ciddi sorunlara yol açabileceğinden dopingle mücadele ile bu hususların korunması ve spora yönelik güvenin bozulmaması amaçlanmaktadır.

DOPİNGİN HUKUKİ BOYUTLARI

Av. Gülşah ÇAKIR
Ankara, 2021

Dünyada dopingle mücadele asıl olarak iki kuruluş tarafından yürütülmektedir. Bunlar; Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)[2] ve Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’dır (WADA)[3]. Ülkemizde ise dopingle mücadele yetkili kuruluş Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’dur (TDMK)[4]. Bu kuruluşların dopingle mücadele konusundaki yetkisi dünyada birçok ülke tarafından ve ülkemizce de kabul edilmiştir.

Doping bir suç değildir, bir kural ihlâlidir, ceza kanunlarında düzenlenmez. Doping kullanımı, uluslararası ve ulusal spor federasyonları tarafından yasaklanmış ve bazı cezai yaptırımlara tabi tutulmuştur[5]. Spor hukuku, spor sistemini düzenleyen bir disiplin hukuku olmasına rağmen, geniş kapsamı nedeniyle birçok farklı hukuk dalı ile yakın etkileşim içindedir[6].

Çalışmamızda, dopingin hukukî boyutları, ülkemiz ve dünyadaki uygulamalar ile birlikte ele alınmış, dopingin tanımı, tarihsel gelişimi ve dopingle mücadelede yetkili kuruluşlardan bahsedilmiş, bu kuruluşların doping kontrolleri ve dopingle mücadele kural ihlâlleri durumunda uyguladıkları yaptırımlara değinilmiş, doping yargılamasının hukukî niteliği ve doping kullanımında kusursuz sorumluluğun kapsamı konusunda araştırmalar yapılmış, diğer hukuk dallarına etkisi ve bunların dışında dopingle mücadele hakkında farklı görüşler incelenmiştir.

1.     SPORDA DOPİNG VE HUKUKİ BOYUTLARI

1.1.         GENEL OLARAK

Geçmişten bu yana doping, sporcuların, spor müsabakalarında performanslarını suni yollarla artırmak için başvurduğu bir yol ve yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Sportif başarıyı, dışarıdan yapılan müdahaleler ile kural dışı olarak etkilemek, eski çağlardan beri her zaman söz konusu olmuştur[7]. Antik çağlarda gerçekleştirilen olimpiyat oyunlarında sporcular, performanslarını artırmak için çeşitli bitkilerden[8], mantarlardan ve karışımlardan yaralandıkları, hatta atlı araba yarışları gibi hayvanların yer aldığı yarışlarda hayvanlara özel içecekler içirildiği bilinmektedir[9]. Modern dönemde ise dopingin ciddiyeti ilk defa bir bisiklet müsabakası sonrası sporcunun ölümü sonrası yapılan otopsi ile ortaya çıkmıştır[10]. Zaman içerisinde devletler, dopingle mücadele konusunda çalışmalar yürütmüş ve dopingle mücadeleyi yasal düzenlemeler altına almışlardır[11]. Günümüzde, yaygınlaşan doping kontrolleri ile büyük doping skandalları her geçen gün ortaya çıkmaktadır.

Etik ve ahlaki açıdan değerlendirildiğinde doping, yarışmalardaki adalet ilkesini ve “fair play” anlayışını ihlâl etmektedir. Doping yapan sporcunun performansı haksız bir şekilde arttığından sportif mücadelelerde bulunması gereken eşitlik sağlanamamış olur. Bu nedenlerle doping sadece bir ahlak ve sağlık sorunu olmakla kalmamış aynı zamanda çeşitli yasal yaptırımlara tabi tutulmuştur[12]. Ancak, doping kontrollerinin etkinliği konusundaki tartışmalar, her geçen gün geliştirilen yeni doping yöntemleri, temiz sporun var olabileceği konusunda tereddüt ve güvensizlik oluşturmaktadır.

Sporcunun, yasaklanmış madde veya yöntemleri kullandığının tespiti halinde dopingle mücadele kural ihlâlinin oluştuğu kabul edilir. Dopingle mücadelede günümüzde uygulanan temel düzenleme WADC’dir. Ülkemizde, aslında WADC’nin bir çevirisi niteliğinde olan TDMT hükümleri uygulanmakta, çalışmamızda en güncel kaynak olarak 2021 Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı düzenlemesi esas alınmıştır. WADA her yıl yasaklı maddeler, yasaklı yöntemler ve kullanımı kısıtlı maddelerin listesini günceller[13].

1.2.         DOPİNGİN TANIMI

Dopingin tanımı konusunda geçmişten bugüne farklı yaklaşımlar benimsenmiş ve bunun sonucu olarak da birbirinden farklı tanımlar ortaya çıkmıştır. Bu tanımlar başlıca sportif, tıbbi ve biyolojik olarak sınıflandırılabilir. Fakat dopingin, bunların da ötesinde, tarihsel, sosyolojik, antropolojik, psikolojik biyolojik, ekonomik yönleri de olduğunu savunan görüşler bulunmaktadır[14]. En basit tanımıyla doping[15]: sporcunun, yarışmalarda performansını artırmak için kural dışı şekilde yasaklı madde veya yöntemleri kullanmasıdır[16].

Doping bir suç olmasa da, doping kullandığı tespit edilen sporculara ilgili kuruluşlar tarafından ağır yaptırımlar uygulama yetkisi verilmiştir. Bu nedenle dopingin tanımı, ceza hukukundaki kanunilik ilkesi gözetilerek, sınırları belirli ve açık şekilde yapılmalıdır[17]. Bu nedenle WADA dopingin geniş çaplı, sportif tanımını yapmıştır. TDMT’nin 1. maddesinde düzenlendiği üzere: “Doping, bu Talimat’ın 2.1. maddesinden, 2.11. maddesine kadar olan bölümünde belirtilen dopingle mücadele kural ihlâllerinden bir veya daha fazlasının gerçekleştirilmesidir.”. Buna göre dopingle mücadele kural ihlâlleri 11 başlıkta sayılmış, ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde tanımlanmıştır. Bu düzenlemelerle birlikte dopingin tanımı yalnızca yasaklı madde kullanımı ile kalmamış, daha geniş ve kapsamlı bir hale gelmiştir[18]. WADA’nın bu tanımından önceki dönemlerde, doping yalnızca sporcular bakımından söz konusu olmuş ve sporcu kavramının tanımı ise açık bir şekilde yapılmamıştı[19]. Ancak WADC ile bu boşluklar giderilmiş ve dopingle mücadele kurallarının kimler tarafından ihlâl edilebileceği açıkça düzenlenmiştir[20].

1.3.         DOPİNGLE MÜCADELEDE TARİHSEL SÜREÇ VE YETKİLİ KURULUŞLAR

Dopingle mücadele konusunda etkili ilk çalışmalar, 1967 yılında Olimpiyat Komitesi tarafından başlamıştır[21]. Komite, 1968 Meksika Olimpiyatları’nda ilk doping kontrollerini yapmıştır. Doping konusunda yapılan hukukî anlamdaki ilk düzenlemeler ise yine IOC tarafından yapılmış ve uluslararası federasyonlar tarafından kabul edilmiştir. Daha sonra 1999 yılında Lozan’da IOC tarafından Dünyada Dopingle Mücadele Konferansı toplanmış, ülkemiz de bu konferansa katılım sağlamıştır, konferans neticesinde Dünya Dopingle Mücadele Ajansı[22] kurulmuştur. WADA’nın yetkisinin tanınması ve bağlayıcılığının sağlanması amacıyla 19 Ekim 2005 tarihinde Paris’te “UNESCO Sporda Dopinge Karşı Uluslararası Sözleşmesi”[23] imzalanmıştır[24]. Türkiye ise bu sözleşmeye katılmamızı 10 Aralık 2007 tarihli 5721 sayılı kanun ile uygun bulmuş ve 6 Mayıs 2009 tarihli Resmi Gazete’de bu sözleşme yayınlanmıştır[25].

Dopingle mücadelede WADA, IOC ve ulusal ve uluslararası birçok spor federasyonu tarafından yetkisi kabul edilmiş[26], düzenlediği Kod (WADC) bütün dünyada sporun adeta anayasası haline gelmiş bir kuruluştur. Bunun bir sonucu olarak da, ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarının WADC’ye uygun ve çok benzer düzenlemeler yaptıkları görülmektedir. Anayasa’nın 90. maddesi: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.”. Buna göre WADA Kodu ülkemizde kanun hükmündedir ve bütün sporcuları, federasyonları ve ilgilileri bağlayıcıdır[27]. Türkiye, Kasım 2011’de WADA tarafından Dopingle Mücadele Kurallarıyla Uyumlu Ülkeler listesine eklenmiştir[28].

Türkiye’nin de imzalamış olduğu bu uluslararası sözleşmeler ile birlikte ülkemizde Milli Olimpiyat Komitesi bünyesinde Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu kurulmuştur[29]. WADA Kodu’na bağlı bir kuruluş olan Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, Dünya Dopingle Mücadele Komisyonunda ve Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nda belirtildiği üzere Türkiye’de doping kontrolüyle ilgili tüm gereklilikleri her yönüyle yerine getirmekten sorumludur. TDMT’de yer alan düzenlemeye göre: “Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi arasında 24.05.2011 tarihinde imzalanan protokole dayanarak kurulmuştur. Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, bu protokol uyarınca Türkiye’de bağımsız “Ulusal Dopingle Mücadele Kuruluşu” olarak görev yapan tek yetkili kuruluştur.”[30]. TDMK’nın kuruluşundan önce, dopingle mücadelede yetkili organ Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü idi, ancak 1993 tarihli Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Dopingle Mücadele Yönetmeliği 04.04.2014 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır[31]. Türkiye’deki spor federasyonları kendi iç düzenlemelerinde de TDMK’nın yetkisini ayrıca kabul etmiştir ve TDMT uyarınca, dopingle mücadele kural ihlâlinin TDMK incelemesi sonucu tespiti neticesinde sporculara ilgili yaptırımları uygulamaktadır.

1.3.1. Dopingle Mücadele Kural İhlalleri

Bir dopingle mücadele kural ihlâli, yasaklı madde veya yöntemin kullanılması sonucu meydana gelebilir. Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nın 2. maddesinde sporcular ve diğer kişilerin dopingle mücadele kural ihlâli konusunda ve nelerin yasaklı madde veya yöntem teşkil edebileceği hakkında bilgi sahibi olmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir[32]. Yasaklı maddelerin listesi her yıl WADA tarafından yayınlanır, bütün katılımcılar yayınlanan listeye ilişkin gerekleri yerine getirmekle yükümlüdür[33]. Bu yasaklı maddelerin bazıları her zaman, bazıları sadece müsabaka içi yasaklı bazıları ise maskeleyici niteliklerinden ötürü yasaklıdır. Sporcunun tanımlanmış bu maddeleri kullanması karine olarak kasıtlı veya kusurlu davrandığını gösterir[34].

Dopingle mücadele kural ihlâlleri WADC ve TDMT’de geniş kapsamlı olarak sayılmış, bazı eylemler teşebbüs aşamasında kalsa dahi ihlâl olarak kabul edilmiştir[35]. Bunlar;

  • Sporcudan alınan örnekte yasaklı bir maddenin veya metabolitlerinin veya belirteçlerinin tespit edilmesi (TDMT m. 2.1., WADC article 2.1.),
  • Yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin sporcular tarafından kullanılması veya kullanılmaya teşebbüs edilmesi (TDMT m. 2.2., WADC article 2.2.),
  • Bir sporcunun örnek vermekten kaçınması, örnek vermeyi reddetmesi veya örnek vermemesi (TDMT m. 2.3., WADC article 2.3.),
  • Bir sporcunun bulunabilirlik kusurları işlemesi[36] (TDMT m.2.4., WADC article 2.4.),
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından doping kontrolünün herhangi bir bölümünün bozulması veya bozulmaya teşebbüs edilmesi (TDMT m.2.5., WADC article 2.5.),
  • Bir sporcu veya bir sporcu destek personeli tarafından yasaklı bir maddenin veya yasaklı bir yöntemin bulundurulması (TDMT m. 2.6., WADC article 2.6.),
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından herhangi yasaklı bir maddenin veya yasaklı bir yöntemin yasa dışı ticaretinin yapılması veya yasa dışı ticaretini yapmaya teşebbüs edilmesi (TDMT m. 2.7., WADC article 2.7.),
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından herhangi yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin herhangi bir sporcuya müsabaka içi dönemde tatbik edilmesi veya tatbik etmeye teşebbüs edilmesi veya müsabaka dışında yasak olan herhangi yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin herhangi bir sporcuya müsabaka dışındaki bir dönemde tatbik edilmesi veya tatbik etmeye teşebbüs edilmesi (TDMT m.2.8., WADC article 2.8.),
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından suç ortaklığı yapılması veya suç ortaklığına teşebbüs edilmesi (TDMT m. 2.9., WADC article 2.9.),
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından yasak iş birliği yapılması (TDMT m. 2.10., WADC article 2.10.),
  • Yetkililere bilgi vermek isteyen bir kişinin bundan vazgeçirilmesi veya bu kişiye zarar vermek amacıyla bir sporcu veya diğer kişi tarafından gerçekleştirilen eylemler (TDMT m. 2.11., WADC article 2.11.).

Yasaklı yöntemleri oksijen transferini arttıran kan dopingi, farmakolojik, kimyasal ve fiziksel uygulamalar ve gen dopingi olarak ayırabiliriz[37]. Kan dopinginde, sporcunun veya başkasının kanı dış ortamda bekletilir, oksijen taşıma kapasitesi artırılarak sporcuya enjekte edilir, bu yöntem genellikle dayanıklılık sporlarında kullanılmaktadır[38]. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte her geçen gün yeni doping yöntemleri ve tespiti güç maddeler ortaya çıkmaktadır.

1.3.2.Doping Kontrolleri

Doping kontrolleri ülkemizde Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu Tarafından WADA’nın onayladığı bilimsel doping denetim merkezlerinde[39] yapılır. TDMK, üzerinde doping kontrolü yapma yetkisine sahip olduğu bir sporcuyu herhangi bir yerde ve zamanda doping kontrolüne tabi tutabilir[40]. Doping kontrolü süreci, sporcuların seçimi ile başlar, daha sonra örnekler toplanır ve son olarak analiz edilerek sonuçları yorumlanır[41]. Bu analizler daha çok idrar örnekleri üzerinde yapılmaktadır. Müsabaka içi[42] veya müsabaka dışı yapılan bu denetimler sonucunda numunesinde yasaklı bir madde bulunduğu tespit edilen sporcu doping ihlâli gerçekleştirmiş sayılmaktadır.

Müsabaka içi doping testleri, bireysel sporlarda rastgele seçim veya hedef seçme yöntemi ile teste tabi tutulacak sporcu belirlenir ancak eğer bir dünya rekoru kırılmışsa ilgili sporcu numune vermeye mecburdur. Takım sporlarında ise belirli sayıda[43] sporcu kura ile belirlenir ve müsabaka sonrası numune alınır. Müsabaka dışı doping testlerinde ise hedefe yönelme önceliği görülür. Başka bir ifade ile bir sporcunun doping yaptığı konusunda makul bir şüphe bulunması halinde o sporcu numune vermeye çağırılır. Bu testler sporcuya önceden haber vermeksizin yapılır[44]. Müsabaka dışı doping kontrollerine genellikle o spor dalının en üst düzeyde faaliyet gösteren sporcuları çağırılmaktadır.

Öncelikle sporcunun A numunesi kontrol edilir, A numunesinde yasaklı madde tespit edilirse, sporcu B numunesinin açılmasından vazgeçebilir, bu durumda doping ihlâlinin gerçekleştiği kabul edilir. Sporcu B numunesinin açılmasını isterse veya TDMK buna re’sen karar verirse B numunesi açılır, A numunesi ile uyumluysa bu durumda da sporcunun doping ihlâli yaptığı sonucuna ulaşılır[45].

1.3.3.Doping Kontrolleri Nedeniyle Kişilik Hakkının İhlali

Doping kontrol görevlileri, doping kontrolünün kurallara uygun olarak gerçekleştirilmesinden sorumludur. Bu nedenle numune alım sırasında dahi doping kontrol görevlileri sporcunun yanında bulunur[46]. Örnek alımı sırasında kişilik hakkı ihlâllerinin oluştuğuna dair öğretide tartışma[47] bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesine göre bir kişiden ancak yazılı rızası ile örnek alınabilir. Buna göre, örnek vermek istemeyen sporcunun doping ihlâli yapmış olduğunu kabul edildiğine göre aslında sporcunun örnek alınmasına rıza göstermede özgür olmadığı, mecburen örnek verdiği sonucuna ulaşılabilir. Fakat başka bir açıdan bakıldığında ise, doping tespiti için farklı bir yöntem bulunmadığından doping kullanmamış bir sporcunun örnek alınmasına katlanması beklenir[48].

Müsabaka dışı kontrollerde de kişilik hakkı ihlâli gerçekleşebilir. Sporcu, yetkili dopingle mücadele kuruluşuna bulunduğu yeri her üç ayda bir düzenli olarak ve doğru ve eksiksiz biçimde bildirmekle yükümlüdür. Bu durumun, kişilik haklarından özel hayatın gizliliğini ihlâl ettiği hakkında doktrinde görüşler bulunmaktadır[49]. Sporcunun her an numune vermeye hazır halde bulunması, devamlı olarak konum bilgilerini paylaşması, daha önce herhangi bir doping ihlâli gerçekleştirmemiş olsalar dahi bir zorunluluktur ve yerine getirilmemesi durumunda sporcuya yaptırım uygulanır. Fakat bir sporcunun, sportif faaliyete katılmakla aslında kişilik hakkı ihlâli sayılabilecek bu fiillere rıza gösterdiğinin kabul edilmesi gerektiğini savunan bir görüş de bulunmaktadır[50].

Doping yaptığı ilan edilen bir sporcu hakkında daha sonradan yanlış teşhis konulduğuna karar verilmesi[51] durumunda, sporcu telafisi güç, belki de imkânsız zararlara uğramış olabilir. Sporcu, itibarının zedelenmesinin yanı sıra, spor hayatına devam edememesi, kulübü ile sözleşmesinin sonlanması gibi nedenlerle maddî kayıplara da uğramış olur. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesinde[52] yer alan maddî ve manevî tazminat taleplerinin sporcu tarafından talep edilebileceğinin kabulü gerekmektedir[53].

1.3.4.Tedbir Kararları ve Yaptırımlar

Ülkemizde, Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu dopingle mücadele kural ihlâlinin tespiti sürecini bir soruşturma makamı gibi yürütür, bir ihlâlin varlığının tespit edildiği durumlarda WADA’ya bilgi verir. Doping ihlâline ilişkin yargılama makamı ise sporcunun bağlı olduğu spor federasyonunun disiplin kuruludur[54].

Yetkili dopingle mücadele kuruluşu[55], incelenen numunede doping ihlâli tespit ederse, derhal TDMK’ya, sporcunun bağlı bulunduğu spor federasyonuna, WADA’ya ve ilgili diğer kişilere bildirir. Bu bildirimin üzerine, zorunlu olarak, ülkemizde TDMK tarafından yargılamanın sonuna kadar tedbir kararı uygulanır[56]. Bunun dışında TDMK zorunlu olmayan hallerde takdiri geçici askıya alma tedbiri uygulayabilir(TDMT m.7.4.2.). Tedbir kararına karşı itiraz edilebilecek makam Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu nezdinde bulunan Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu’dur. Bu itiraz yalnızca, numune analizinin usûlüne uygun olarak yapılmadığı, ihlâle sebep olan maddenin bulaşık ürün sebebiyle sporcunun vücuduna girmiş olabileceği veya cezada indirim hakkı bulunduğu gerekçeleriyle yapılabilir[57]. İtiraz hakkında verilen karar üzerine başvurulabilecek başka bir yol yoktur. Sporcular geçici askıya almayı gönüllü olarak da kabul edebilir (TDMT m.7.4.4.1.).

Yargılama süreci, aslında daha çok bir soruşturma sürecidir, Sonuçların Değerlendirilmesine İlişkin Uluslararası Standartlar’ın 8 ve 9. maddelerinde açıklanan ilkelere uygun şekilde yürütülür ve vaka hakkında karara varılması için Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu’na sevk edilir (TDMT m.8.1.2.1.). Sporcu bu süreçte, tedavi amaçlı kullanım istisnası başvurusu dışında, B numunesinin açılmasını talep edebilir[58], analizin uluslararası standartlara uygun yapılmadığını ispat etme, tespit edilen maddenin vücuduna girmesinde kastının bulunmadığını kanıtlama gibi hakları bulunmaktadır.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun bireylere uygulayabileceği yaptırımlar TDMT’nin 10. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; turnuva sonuçlarının iptal edilmesi, hak mahrumiyeti cezaları, müsabakalarda elde edilen sonuçların iptal edilmesi, para ödüllerinin ceza olarak geri alınması, para cezası olarak sayılmıştır. Takımlara ve diğer spor kuruluşlarına uygulanacak yaptırımlar ise sırasıyla 11. ve 12. Maddede düzenlenmiş olup, bunlar; puan silme, müsabakadan veya turnuvadan ihraç etme, para cezası, ileri tarihli turnuvalardan men, disiplin cezası verilmesi yönünde talepte bulunmak, sağlanan kaynakların durdurulası, komisyonun masraflarının karşılanması gibi yaptırımlardır[59].

Hak mahrumiyeti cezaları konusunda TDMT’de ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre; farklı doping ihlâlleri nedeniyle farklı sürelerde hak mahrumiyeti cezaları uygulanır. Bu hak mahrumiyeti süreleri bir yıldan ömür boyu mene[60] kadar değişiklik gösterebilir. Bu süreler, TDMK tarafından ihlâlin ciddiyetine göre belirlenir. Bu yaptırımları uygulayan ilgili sporcunun veya kişinin bağlı olduğu spor federasyonudur. TDMT’nin 10.4 maddesinde hak mahrumiyeti ceza süresini arttırabilecek ağırlaştırıcı sebepler sayılmıştır.

Hak mahrumiyeti cezaları ile ilgili düzenlemelere göre sporcunun sayılan koşulları yerine getirmesi durumunda hak mahrumiyeti cezasından indirim alabilmesi söz konusudur. Bazı durumlarda, sporcunun kusur derecesine bağlı olarak ve kastının bulunmadığını ispatlaması durumunda cezada indirim uygulanabileceği düzenlenmiştir (TDMT m.10.3.1, 10.3.2). Talimatın 10.5 maddesinde, bir sporcunun veya diğer kişinin doping ihlâlinde kusur veya ihmalinin olmadığını kanıtlaması durumunda hak mahrumiyeti cezası uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bunun haricinde madde 10.6’da ağır kusur veya ihmal olmamasına bağlı olarak hak mahrumiyeti cezasının indirilebileceği ancak bu indirimlerin ayrı ayrı değerlendirileceği ve birbirine eklenmemesi gerektiğinden bahsedilmiştir.

Somut destek verilmesi ise sporcunun veya ilgili kişinin doping ihlâllerinin ortaya çıkarılmasında ve tespitinde dopingle mücadele kuruluşuna yardım etmesi ve bunun sonucunda da hak mahrumiyeti cezasında indirim yapılması halidir. Somut desteğin koşulları ve farklı durumlara göre uygulanması mümkün indirimler TDMT ve WADC’de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir[61].

 Talimatın 10.13 maddesinde[62] hak mahrumiyeti ceza süresinin başlangıcı düzenlenmiştir, bu süre cezanın tanımlanmasından sonraki ilk gün başlar. Eğer sporcuya bir geçici askıya alma tedbiri uygulanmışsa, bu süre kesinleşmiş hak mahrumiyeti ceza süresinden düşürülür (TDMT m. 10.13.2). Sporcu, hak mahrumiyeti ceza süresinin son iki ayında veya ceza süresinin son dörtte birlik kısmında antrenmanlara dönebilir (TDMT m.10.14.2, WADC article 10.14.2).

1.4.         FUTBOLDA DOPİNG

Türkiye Futbol Federasyonu, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca Türkiye’deki diğer ulusal spor federasyonlarından farklı bir yapıya sahiptir. 2017’den önce TFF bünyesinde WADA koduna tamamen uygun bir dopingle mücadele talimatı bulunmaktaydı, fakat 01.09.2017 tarihinde yürürlüğüne giren değişikliklerle bu talimatın içerinde bulunan doping ihlâllerin belirlenmesi ve yargılamanın yapılmasına dair düzenlemeler kaldırılmış ve bu hususlarda tamamen TMOK’un yayınladığı Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı kabul edilmiştir. Şu anki haliyle yalnızca futbolda dopingle mücadelenin ve numune alımının nasıl yapılacağına dair bir takım usûli düzenlemelerinin yer aldığı kısa bir talimat bulunmaktadır[63].

Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatı’nın 61. maddesinde: “Doping ve dopingle mücadele ile ilgili hususlar ve bunlara uygulanacak disiplin cezaları konusunda Dopingle Mücadele Talimatı hükümleri uygulanır.”. TFF’nin[64] özel düzenlemelerine rağmen artık ülkemizdeki tüm ulusal spor federasyonları ve tüm profesyonel sporcular Türkiye Dopingle Mücadele Talimatının düzenlemeleriyle bağlı bulunmakta ve doping ihlâllerine ilişkin disiplin işlemlerini bu talimata uygun olarak gerçekleştirmektedirler.

1.5.         DOPİNG YARGILAMASININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE KUSURSUZ SORUMLULUĞUN KAPSAMI

Doping, ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmez. Doping yargılamasında, sporun kendine özgü özellikleri nedeniyle daha çok özel hukuka ilişkin hükümler uygulanır. Zira sporcu, bir özel hukuk sözleşmesi içerisindedir[65]. WADA Kodu’nun giriş bölümünde: “Dopingle mücadele kuralları, sporun yapıldığı koşulları düzenleyen spor kurallarıdır. Dopingle mücadele ilkelerinin Dünya çapında ve uyum içinde uygulanmasını amaçlayan bu kurallar, ceza ve özel hukuk normlarından nitelik itibariyle farklıdır. Her ne kadar orantılılık ve insan hakları ilkelerine saygı duyacak şekilde uygulanmaları amaçlanmış olsa da ceza hukuku veya genel hukukun tâbi olduğu şartlar, usuller ve sair kanun ve/veya kurallar ile sınırlandırılmaları veya bunlara tâbi olmaları amaçlanmamıştır.”. Doping konusundaki CAS kararlarına bakıldığında da, sporcu ile kuruluş arasındaki ilişkinin medenî hukuk ilişkisi olduğunun kabul edildiği görülür[66]. Fakat doping yargılamasında ceza hukuku ilkelerinin hiçbir şekilde uygulanmadığını söylemek doğru olmaz. Bu ilkelerden biri olan kanunilik ilkesinin bir yansıması olarak anti doping kural ihlâllerinin yalnızca talimatla düzenlenebileceği hususu ceza hukukuna ilişkindir[67]. Bu nedenle, spor hukukunun kendine özgü yapısı göz önüne alınarak, doping yargılamasında medenî hukuk ve ceza hukuku karşımı, hatta bunların da dışında unsurları olan kendine özgü bir hukuk uygulandığı söylenebilir.

Kusursuz sorumluluk ilkesi istisnai durumlarda geçerlidir ve kural olarak herkes kusuru ile sorumludur, ancak doping konusunda, mücadelenin etkinliğinin sağlanabilmesi maksadıyla kusursuz sorumluluk ilkesi benimsenmiştir[68].  CAS’ın yerleşik içtihatları uyarınca, doping ihlâlinin varlığından bahsedebilmek için gereken ispat seviyesi ceza hukuku standartlarının altında, medenî hukuk standartlarının ise üzerinde olmalıdır[69]. Ancak buna rağmen, doping yargılamasına hâkim olan bir takım karineler nedeniyle sporcunun kusur veya ihmalinin olup olmadığına bakılmaksızın, ihlâlin gerçekleştiği kabul edilir. WADA’nın yetki verdiği bir doping kontrol merkezinde yapılan inceleme neticesinde numune analizi pozitif çıkan sporcunun yasaklı maddeyi kullandığı ve bu maddenin sporcunun vücuduna girmesinde kusurlu olduğu karine olarak kabul edilmektedir[70].

Doping yargılamasında bahsedilen kast kavramı ise yine ceza hukukundan farklıdır. Burada söz konusu olan kast sporcunun doping sayesinde performansını artırıp haksız olarak öne geçme amacı değil, vücuduna giren bir maddenin yasaklı olduğunu biliyor olmasıdır[71]. Buna dair TFF Tahkim Kurulu’nun bir kararı hakkında CAS aşağıdaki gibi hüküm vermiştir: “Fakat hüküm WADA tarafından CAS’a taşınmıştır. CAS’ın yaptığı yoruma göre somut olayda sporcunun, vücuduna aldığı maddenin yasaklı madde sınıfına giren bir madde olduğunu bildiği konusunda kuşku yoktur. Buna göre sporcunun maddeyi gerçekten tedavi amaçla kullanıp kullanmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle sporcuya verilecek ceza, doping ihlâlinin kasıtlı şekilde gerçekleştirilmiş olmasına dayanılarak 4 yıl spordan men cezası şeklinde olmalıdır.”[72].

Doping konusunda sporcuların kastının ve sorumluluğunun kapsamı çok geniş tutulmasına ve ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarına rağmen yine de ceza hukukuna ilişkin hükümler uygulanmamaktadır. Sporcuya uygulanan bu disiplin yaptırımlarının yanı sıra uygulamada genellikle görüldüğü üzere, profesyonel futbolcu sözleşmelerinde, sporcunun doping ihlâli gerçekleştirdiğinin tespit edilmesi[73] üzerine sözleşmenin diğer tarafı olan spor kulübünün sözleşmeyi haklı olarak feshedebileceği ve sporcudan belirledikleri bir bedelde tazminat alabileceği maddelerinin yer aldığı görülmektedir.

2.     DOPİNGLE MÜCADELE İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER

Geçici veya ömür boyu hak mahrumiyeti cezalarının, hayatını yaptığı işe adamış bir sporcu için çok ağır olduğunu, bu konu hakkında önleyici ve bildirici yükümlülüklerin ilgili kuruluşlarca gereği gibi yerine getirilmediğini, bu sebeple federasyonlar ve ilgili kuruluşların sporcunun uğradığı zararları gidermekle yükümlü olması gerektiğini savunan bir görüş bulunmaktadır[74].

Doping kontrollerinin dopingle mücadele konusunda yetersiz olduğu ve sporda dopingin önüne geçilmesinin mümkün olmadığını düşünen görüşler vardır[75]. Bu görüşe göre, yapılmakta olan doping kontrolleri etkin değildir ve spor yapan kitlelere nazaran çok az kontrol yapılmaktadır. Doping bireysel bir sorun değil artık organize ve toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Diğer yandan sürekli olarak yeni doping yöntemleri geliştirilmeye devam etmekte ve dopingle mücadele kuruluşlarının bu yöntem ve maddeleri tespiti olanaksız hale gelmektedir. Aynı görüş, temiz sporun mümkün olmadığını, geçmişte de tespiti güç doping ihlâllerinin yapıldığını söyler. Örnek olarak, Sovyetler Birliğinde, hamilelik sırasında kadın vücudunun daha çok erkeklik hormonu üretmesi nedeniyle on beş yaşındaki jimnastik sporcularının bizzat kendi antrenörleri tarafından hamile bırakılıp on hafta sonra kürtaj yapılması ve bunun çok sonra ortaya çıkması verilebilir[76]. Bu görüş, sporun ekonomik yönü dikkate alındığında dopingin her zaman söz konusu olacağını ve aslında doping ihlâli yaptığı saptanan kişilerin kısıtlı bilgi ve bütçeyle hareket eden, bulunması kolay maddelerle doping yapan kişiler olduğunu düşünmektedir. Ancak yine de “Gösterinin para getirmeye devam etmesi için dopingle mücadele sürdürülmelidir.”[77].

Doping kullanımının, hem sporcunun sağlığının kontrol altında tutulmasının sağlanması hem de yasal düzenlemeler ile bu maddelerin kullanımına izin verilmesi durumunda adil sporun ihlâl edilmemiş olacağını ve bu nedenle performans artırıcı maddelerin kullanılmasının yasaklanmaması gerektiğini savunan bir görüş de bulunmaktadır[78]. Bu sayede, doping kullanımı gizli olarak yapılmamış olduğundan kontrol altında tutulmasının da daha kolay olduğunu düşünür.

SONUÇ

Bir sporcunun, performansını yapay yollarla ve haksız olarak artırması doping olarak nitelendirilir. Etik yönünün yanı sıra doping, sporcuların sağlığı açısından da olumsuz etkilere sahiptir. Dünyada yaşanan gelişmeler ve tarihsel süreç sonucu dopingle mücadele konusunda son olarak, bu mücadelenin hukukî bir zemine oturtulması amacyla, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı kurulmuş ve yetkisi neredeyse bütün dünya tarafından kabul edilmiştir. Dopingle mücadele alanındaki çalışmaların bütünlüğünü sağlamaya yarayan böyle bir organizasyonun kurulması tarafımızca da yerinde görülmektedir.

Kusursuz sorumluluk kuralları dopingle etkin mücadele edilebilmesi için bir zorunluk olsa da, bu kadar geniş bir sorumluluğunun öngörüldüğü bir durumda ceza hukuku ilkelerinin benimsenmemesi sporcuların savunma ve lekelenmeme haklarını zedelemektedir. Ulusal ve uluslararası spor federasyonlarının uyguladıkları spordan men sonucunu doğuran disiplin işlemleri ile doping ihlâli yapan sporcuya ceza verilerek mesleğini yerine getirme hakkının elinden alınması anayasal bir hak olan çalışma hürriyetinin ihlâli olarak görülebilir.

Doping, geçmişten bu yana sporcular ve diğer ilgili kişiler ve kurumlar tarafından, başarılı olmak, şöhret kazanmak ve ekonomik çıkar sağlamak amaçlarıyla yapılmış ve günümüzde yapılmaya devam etmektedir. Gelecekte de doping kullanımının devam edeceğine dair kuşku yoktur. Her gün gelişen teknoloji ve bulunan yeni yöntem ve maddeler nedeniyle dopingin kontrol altına alınması zorlaşmaktadır. Bu nedenle doping konusundaki düzenlemelerin güncel koşullara uyarlanması ve esneklik sağlanması gerekmektedir.

KAYNAKÇA

AYDOS, Oğuz Sadık, “Futbolda Doping”, Futbol Hukuku Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitabı,  Lykeion Yayınları, Bursa 2018, s.7-11.

ERKİNER, Kısmet, “Doping”, Köksal Bayraktar’a Armağan, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.9, S.1, 2010, s.1355-1397.

ERKİNER, Kısmet, “Diana Taurasi Olayından Ders Çıkarmak”, Spor Hukuku Enstitüsü, İstanbul 2011.

ERKİNER Kısmet, “Sporda Doping Gerçeği”, http://www.sporhukuku.org.tr/sporda-doping-gercegi/ (Erişim Tarihi: 20.11.2021).

ERTAŞ, Şeref / PETEK Hasan, Spor Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2017.

GERÇEKER, Hasan, “Spor Hukuku İle Ceza Hukuku İlişkisi -Hukuk Boyutunda Doping”, Terazi Hukuk Dergisi, C.11, S.122, 2016, s.59-76.

İMAMOĞLU, Osman, “Sporda Doping”, Ondokuz Mayis University Journal of Education Faculty, 6 (1), 93-96.

International Standart Prohibited List, World Anti Doping Agency, 2021,  https://www.wada-ama.org/en/what-we-do/the-prohibited-list (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

ORHAN, Ümit, “Türk Hukukunda Doping Kontrol İşlemlerinin Kişilik Hakları Açısından Değerlendirilmesi”, International Journal of Human Sciences, 29.12.2014, s. 1366-1381.

            ÖNGEL, Hasan Basri, “Sporda Etik Değerler Açısından Doping”, Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi, II (1997), 2, s.68-79.       

            SOMUNCUOĞLU, Ünal, “Türk Spor Hukukunda Doping”, Hukuk Köprüsü, C.3, S.7, 2014, s.347-350.

            SAVULESCU, Julian; FODDY, Bennett; CLAYTON, Martin, “Why We Should Allow Performance Enhancing Drugs in Sport”, British Journal of Sports Medicine, 38 (2004), s.666- 670.

            ŞİMŞEK, Alparslan, “Dopingle Mücadele Kural İhlali Halinde Kusursuz Sorumluluk ve İspat Külfeti”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2015 (117), s.363-378.

            TEZONARICI, Sarp Doğa, “Spor Hukukunda Doping”, Özyeğin Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018.

            Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı, Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, 2021, https://www.tdmk.org.tr/2021-turkiye-dopingle-mucadele-talimati/ (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

            World Anti Doping Code, World Anti Doping Agency, 2021, https://www.wada-ama.org/sites/default/files/resources/files/2021_wada_code.pdf (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

 

[1] AYDOS Oğuz Sadık, “Futbolda Doping”, Futbol Hukuku Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitabı, Lykeion Yayınları, Bursa 2018, s.7, TEZONARICI Sarp Doğa, “Spor Hukukunda Doping”, Özyeğin Üniversitesi Özel Hukuk Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018, s.4.

[2] IOC İsviçre Medeni Kanunu’na tabi bir dernektir. Dünyada olimpiyatlarda yetkili en üst otoritedir. Komite olimpiyat oyunlarını düzenlemede tek başına yetkilidir ve dopingle ilgili tüm kuralları belirler ve disiplin süreçlerini yürütür. Bknz. ERTAŞ Şeref / PETEK Hasan, Spor Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2017, s.268.

[3] WADA İsviçre hukukuna göre uluslararası süresiz bir vakıftır. Bknz. ERTAŞ/PETEK, s.268.

[4] “Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu (TDMK), Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) bünyesinde yer alan; Türkiye’de sporda dopingi önleyici faaliyetleri düzenlemek, geliştirmek ve koordine etmekten sorumlu olan ulusal bir dopingle mücadele kuruluşudur.” Bknz. https://www.tdmk.org.tr/sikca-sorulan-sorular/ (Erişim Tarihi: 18.11.2021)

[5] ERTAŞ/PETEK, s.270.

[6] GERÇEKER Hasan, “Spor Hukuku İle Ceza Hukuku İlişkisi -Hukuk Boyutunda Doping”, Terazi Hukuk Dergisi, C.11, S.122, 2016, s.59.

[7] ÖNGEL Hasan Basri, “Sporda Etik Değerler Açısından Doping”, Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi, II (1997), 2, s.70.

[8] Güney Amerika yerlilerinin uzun koşularda koka yaprağı çiğneyerek enerji kazandıkları bilinmektedir. Bknz.: TEZONARICI, s.5; ÖNGEL, s.70.

[9] AYDOS, s.7-8; TEZONARICI, s.5; İMAMOĞLU Osman, Sporda Doping, Ondokuz Mayis University Journal of Education Faculty, 6 (1) , 93 .

[10] 1896 yılında bisikletçi olan Arthur Linton, Bordeaux – Paris bisiklet yarışından iki ay sonra morfin kullanması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bknz.: TEZONARICI, s.6.

[11] Ayrıntılı bilgi için bknz.: ERKİNER Kısmet, “Doping”, Köksal Bayraktar’a Armağan, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.9, S.1, 2010, s.1355-1356.

[12] ERTAŞ/PETEK, s.270.

[13] WADC International Standart Prohibited List 2021,  https://www.wada-ama.org/en/what-we-do/the-prohibited-list (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[14] “Doping: tarihsel, sosyolojik, antropolojik, psikolojik biyolojik, ekonomik yönleri de olan ve sürekli evrim geçiren toplumsal bir olaydır.” Bknz.: ERKİNER Kısmet, “Sporda Doping Gerçeği”, http://www.sporhukuku.org.tr/sporda-doping-gercegi/ (Erişim Tarihi: 20.11.2021).

[15] Dope.

[16] AYDOS, s.7; ERKİNER, s.1357.

[17] ERKİNER, s.1358.

[18] TEZONARICI, s.5.

[19] ERKİNER, s.1358.

[20]  TDMK, TDMK üyeleri, ulusal federasyonlar, Türk vatandaşı olup olmadığına veya Türkiye’de ikamet edip etmediğine bakılmaksızın, sporcular, sporcu destek personeli ve himaye edilen kişiler de dâhil olmak üzere diğer kişiler… Bknz.: TDMT, Giriş, Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nın Kapsamı.

[21] Bundan önce ilk çalışmalar 1928 yılında Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu tarafından başlatılmışsa da teknolojik imkansızlıklar nedeniyle etkin olamamıştır. Bknz.: TEZONARICI, s.12.

[22] WADA.

[23] “Dopingle Mücadele Uluslararası Konvansiyonu” Bknz.: TEZONARICI, s.15.

[24] ERKİNER, s.1365; TEZONARICI, s.15.

[25] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2009/05/20090506M1-1.htm (Erişim Tarihi: 20.11.2021).

[26] Bir spor dalı, olimpik olabilmek için WADA’nın yetkisini kabul etmek zorundadır. Bknz.: TEZONARICI, s.15.

[27] ERKİNER, s.1369; TEZONARICI, s.15-16. 

[28] AYDOS, s.10.

[29] Bknz.: https://www.olimpiyatkomitesi.org.tr/Detay/Guncel/27/1 (Erişim Tarihi: 20.11.2021).

[30] TDMT, s.6.

[31] Bknz.: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/04/20140404-23.htm (Erişim Tarihi: 20.11.2021).

[32] TDMT, m.2.

[33] WADC, Article 4.1.

[34] TEZONARICI, s.25.

[35] GERÇEKER, s.69.

[36]Kayıtlı Doping Kontrol Havuzunda bulunan bir Sporcunun 12 (on iki) aylık bir süre içinde Sonuçların Değerlendirilmesine İlişkin Uluslararası Standartlar’da belirtildiği şekilde toplamda 3 (üç) kez Doping Kontrolünü kaçırması ve/veya bildirim kusuru işlemesi eylemlerinin herhangi bir bileşimidir.” TDMT m. 2.4.

[37] ERTAŞ/PETEK, s.276,277; TEZONARICI, s.25,26.

[38] ERTAŞ/PETEK, s.276; TEZONARICI, s.25.

[39]Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi’nde doping kontrol merkezi kurulmuştur. Bknz.: http://www.tdkm.hacettepe.edu.tr/english/ (Erişim Tarihi: 21.11.2021).

[40] TDMT m. 5.2.2.

[41]   ERTAŞ/PETEK, s.279.

[42] TDMK müsabaka içi ve dışı ve Türkiye’de yapılan ulusal turnuvalarda doping kontrolü yapma yetkisine sahiptir. Bknz.: TDMT m.5.1.2., m.5.3.1.

[43] Futbolda bu sayı ikidir. Bknz.: TEZONARICI, s.40.

[44] Müsabaka dışı doping kontrolleri ile ilgili ayrıntılı bilgi için bknz.: TEZONARICI, s.41, 44.

[45] TEZONARICI, s.33, TDMT m. 2.1.2, WADC article 2.1.2.

[46] “İdrar Örneğinin Verilmesi: Sporcudan, bir Doping Kontrol Görevlisinin yakın gözetiminde, seçilen kap içerisine en az 90 ml olmak üzere idrar vermesi istenir. Bu sırada idrar çıkışının açıkça gözlemlenebilmesi için sporcunun ellerden dirseklere, dizlerden göbek deliğine kadar soyunması ve Doping Kontrol Görevlisince idrar çıkışı doğrudan görülebilecek şekilde idrar yapması gerekir.” Bknz.: ERTAŞ/PETEK, s.281.

[47] ORHAN Ümit, “Türk Hukukunda Doping Kontrol İşlemlerinin Kişilik Hakları Açısından Değerlendirilmesi”, International Journal of Human Sciences, 29.12.2014, s.1373.

[48] ORHAN, s.1373-1374.

[49] SCHNEIDER, A., BUTCHER, R., “An Ethical Analysis Of Drug Testing”, WILSON / DERSE (eds.) Doping in elite sport: the politics of drugs in the Olympic Movement, Champaign: Human Kinetics, 2001, s. 129–152 (TEZONARICI, s.45, dipnot 148’den AYNEN ATIF.).

[50] ORHAN, s.1375.

[51]B örneğinin daha sonra yapılan testlerde negatif sonuç vermesi gibi.” bknz.: ERTAŞ/PETEK, s. 292.

[52] “Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.” TMK m.25/1,2.

[53] ERTAŞ/PETEK, s. 293.

[54] TEZONARICI, s.59.

[55] Ülkemizde TDMK.

[56] Geçici askıya alma. Bknz.: TDMT m.7.4.1.

[57] TEZONARICI, s.61, TDMT m.7.4.1.2.

[58] Ülkemizde sporcular ve sporla ilgili diğer kişiler “B” numunesinin açılmamasının cezada indirim sağlayabileceğini düşünmektedir ancak bu bir indirim sebebi değildir. Bknz.: ERKİNER, Kısmet, “Diana Taurasi Olayından Ders Çıkarmak”, Spor Hukuku Enstitüsü, İstanbul 2011, s.20.

[59] TDMT m.10,11,12, WADC articles 10,11,12.

[60] Ömür boyu men cezası verilebileceğine ilişkin düzenlemeler 2021 kodu ile gelmiştir. “Madde 2.7’nin veya Madde 2.8’in ihlalleri durumunda, dopingle mücadele kural ihlalinin ciddiyetine bağlı olarak en az 4 (dört) yıldan ömür boyu mene kadar Hak Mahrumiyeti Cezası verilir.” TDMT m.10.3.3, “Madde 2.9’un ihlali durumunda uygulanacak Hak Mahrumiyeti Ceza süresi, en az 2 (iki) yıldır ve ihlalin ciddiyetine bağlı olarak ömür boyu Hak Mahrumiyeti Cezasına kadar çıkarılabilir.” TDMT m.10.3.4,  “Madde 2.10’un ihlali durumunda uygulanacak Hak Mahrumiyeti Ceza süresi 2 (iki) yıldır. Sporcunun ve diğer Kişinin Kusur derecesine ve olayın içerdiği diğer koşullara bağlı olarak bu cezada indirim uygulanabilir ancak indirim sonrasındaki ceza süresi 1 (bir) yıldan az olamaz.” TDMT m.10.3.5,  “Madde 2.11’de hüküm altına alınmış olan ihlaller için Hak Mahrumiyeti Ceza süresi en az 2 (iki) yıldır, ancak Sporcu veya diğer Kişi tarafından gerçekleştirilen kural ihlalinin ciddiyetine bağlı olarak ömür boyu Hak Mahrumiyeti Cezasına kadar çıkarılabilir.” TDMT m.10.3.6.

[61] Somut destek ile ilgili ayrıntılı bilgi için bknz.: TDMT m.10.7, WADC article 10.7.

[62] WADC article 10.13.

[63] TEZONARICI, s.56.

[64] Ve Türkiye Basketbol Federasyonu’nun. Bknz.: TEZONARICI, s.57.

[65] ŞİMŞEK Alparslan, “Dopingle Mücadele Kural İhlali Halinde Kusursuz Sorumluluk ve İspat Külfeti”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2015 (117), s.365.

[66] CAS, 2001/A/317, http://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/317.pdf (Erişim Tarihi: 22.11.2021).

[67] ŞİMŞEK, s.366.

[68] ŞİMŞEK, s.364.

[69] CAS, 98/208, http://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/208.pdf (Erişim Tarihi: 22.11.2021)

[70] TEZONARICI, s.64.

[71] TEZONARICI, s.67.

[72] CAS, 2016/A/4512, http://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/4512.pdf (Erişim Tarihi: 22.11.2021).

[73] Bazı sözleşmelerde doping testinin pozitif çıkması bile yeterlidir.

[74] SOMUNCUOĞLU Ünal, “Türk Spor Hukukunda Doping”, Hukuk Köprüsü, C.3, S.7, 2014, s.347-350.

[75] ERKİNER, Doping Gerçeği, s.7.

[76] ERKİNER, Doping Gerçeği, s.4.

[77] ERKİNER, Doping Gerçeği, s.13.

[78] SAVULESCU, Julian; FODDY, Bennett; CLAYTON, Martin, “Why We Should Allow Performance Enhancing Drugs in Sport”, British Journal of Sports Medicine, 38 (2004), s.666- 670.